25 Ağustos 2017 Cuma

Bitsin artık şu İstanbul hegemonyası...

     Sadece futbolda değil, ekonomi,siyasi, kültürel tüm alanlarda bitsin ama bu yazıda sadece futbol açısından ele alacağım "Hegemonya" kavramını.
   
     Yıllar önce (benim de taraftarı olduğum Bursaspor'un) Teksas isimli taraftar topluluğunun yayınladığı ''Teksas Manifestosu" nda maddelerden biri aynen şöyledir;

• TEKSASLI, ANADOLU’NUN BAZI ŞEHİRLERİNDE OLDUĞU GİBİ “ BİRİNCİ TAKIMIM, İKİNCİ TAKIMIM” ANLAYIŞINA KARŞIDIR.

    (Yazının sonunda Manifesto'nun tamamını okuyabilirsiniz)

    Evet maalesef bu manifesto yayınlanalı yıllar geçmiş olmasına rağmen, Anadolu'nun bazı değil , tüm şehirlerinde hala aynı anlayış devam etmekte ve maalesef her geçen gün artmaktadır.
 
     Peki nedir bunun sebebi?
 
     O yıllarda televizyonlarımız tek kanallı idi, futbol merakı o yıllarda da günümüzü aratmayacak gibiydi ve herkes Pazar akşamları maç sonuçlarını bekler, dikkatle maçların özetlerini izlerdi. Günümüzde ise insanlar dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, teknoloji sayesinde oynanan maçları canlı izleyebiliyor, izlemeseler de atılan golden anında haberdar olabiliyor hatta dakikalar içerisinde gölün tekrarını izleyebiliyor.

    Evet o günlerden bu günlere çok şey değişti. Değişti değişmesine de, değişmeyen tek şey Türk televizyonlarındaki Spor programları oldu. Öyle ki o yıllarda da programın içeriği  %25 Fenerbahçe, %25 Galatasaray, %25 Beşiktaş %15 Reklamlar ve % 10 Ligde oynayan diğer 15 takımların maç sonuçları.Bakın maç özetleri demiyorum,sadece skorları. Golleri hangi futbolcu hangi dakikalarda atmış belli değil.

     Böyle bir durumda odada oynayan ya da ders çalışan çocuğun bilinç altına giren tek şey Sarı Kanarya, Kara Kartal, Arslan, Aykut,Feyyaz,Tanju... Hangi takımı tutuyorsun evladım? Sarı Kanarya.

     Allah'tan rahmetli babam bu konuda dikkatli idi, sayesinde uçurumun kenarından döndük.

    Özetler bitti, Pazartesi sabah gazete alındı, bakalım şöyle bir spor sayfasına bizim takım ne yapmış? Son 7 sayfa Spor Sayfaları. 2 sayfa Fenerbahçe, 2 sayfa Beşiktaş, 2 sayfa Galatasaray... Son sayfa dünyadaki tüm spor haberleri ( Güreş,Eskrim,Kürek Yarışları da dahil ) ve Türkiye liginde oynayan diğer takımların maç skorları... Merak edenler tüm sözde ulusal, aslında İstanbul Şehir gazeteleri olan tüm gazetelerin internetteki arşivlerinin spor sayfalarını inceleyebilirler.

     Oldu da onların deyimi ile küçük takımlardan biri 3 büyüklerden birini kaza ile yendi  (ki biz onlara 3 büyütülmüşler diyoruz)... İşte o zaman sayfa da birkaç punto daha büyük çıkıyor haberi. Malum takıma ayrılan iki sayfada olmayan transferler, hangi futbolcu nerede kiminle ne yapmış haberleri yazarken o son sayfada başlık ''Fenerbahçe evinde Kayserispor'a yenildi'' Ne kadar aşağılayıcı, ne kadar densizce yazılmış bir başlık bu böyle. Kayserispor hafta boyunca hiç hazırlık yapmadı, hiç emek harcamadı. Yani adamlar şunu yazamıyorlar, Kayserispor geldi, İstanbul'da Fenerbahçe'yi yendi. Ne yazabiliyorlar ne de televizyon yorumlarında söyleyebiliyorlar. Öyle birşey olamaz onlara göre; Kayserispor Fenerbahçe'yi yenemez, olsa olsa Fenerbahçe Kayserispor'a yenilir... Bu sadece bir örnek, 3 büyütülmüşler haricinde tüm takımların maruz kaldığı olaydır bu.

     Başka bir konu da o dönem her yerde kulüp mağazası yok, arada bulasın bir Bursaspor forması, bulamazsın imkansız. Ya bi maçta şansına bir futbolcudan alacaksın ya da işportada yeşil beyaz bir forma bulup armayı sonradan diktirteceksin. Ama 3 büyütülmüşlerin formaları her yerde. Mahallede maç yapıyorsun herkesin üstünde o formalar, Herkes Aykut, Feyyaz, Tanju... Çocuk başka takım bilmiyor ki, bilmesini engellediniz yıllarca. Kendi yaşadığı şehrin bir takımı olduğundan bile bi haber... Yıllar geçmiş,aklı başına gelmiş ama alışkanlık bu değiştiremiyor ki. Bir tarafta bu yaşına kadar en büyük bildiği takım, diğer tarafta  şehrinin takımı.
Soruyorsun;
- Hangi takımı tutuyorsun evladım?
- Beşiktaş.
- E sen Antalya'lısın!
- Hee, o ikinci takımım...

     İşte bunlar hep o dönemin yayın politikalarının eseri.
   
     Maalesef günümüzde artarak devam ediyor demiştim. Hadi o dönem belki bir şekilde affedilebilir de günümüzde neden hala durum aynı? Herhangi bir Ulusal (!) kanalın herhangi bir spor programını izleyin. 3 büyütülmüşlerden birini tutuyorsanız problem yok ama küçük diye gördüğünüz takımların galibiyetlerini, yaptıkları transferleri neden koskoca programda 3-5 dakika ile sınırlarsınız? Politika aynı, insanlar bihaber olsunlar. İstanbul takımlarından başka takım bilmesinler.Bilmesinler ki Türkiye'nin hemen her yerindeki Fenerium'da, Kartal Yuvası'nda, GSStore'da çatır çatır satış olsun. Hayatı boyunca İstanbul'a gitmemiş ve belki de hiç gitmeyecek olan Anadolu gençlerinin İstanbul'a akıttığı paralar azımsanabilir mi? Bugün 25 milyon taraftarı olduğunu söylüyor bu takımlar.(Hadi 5 milyonu İstanbul'da olsun) geriye kalan 20 milyon taraftar Anadolu'dan...Bir an düşünün Anadolu'da ki tüm satışların durduğunu? Göze alabilirler mi? Tabii ki hayır. İşte bu yüzden Anadolu'daki çocuk İstanbul'dan başka takım bilmesin diye çırpınışlar.

     İşte bu yüzden  ''İstanbul Hegemonyası'' artık bitmeli... Şehrine sahip çık ey Anadolu insanı.Sadece futbol değil,şehrinin tüm değerlerine sahip çık. Çık ki bitsin bu hegemonya.

TEKSAS MANİFESTOSU
"Her türlü Bizans oyunlarına rağmen İstanbul hegemonyasına son vereceğiz" yazılı pankart, 80'li yıllarda Bursaspor tribünlerinin en çarpıcı pankartlarından birisiydi. Aslında pankarttan çok bir davayı, bir felsefeyi anlatıyordu.
“Futbol yalnızca futbol değildir'' değişinin gerçek olduğunu kanıtlayan mecralardan birisi olan Türk futbolunun üç ayrıcalıklı İstanbul kulübünün emrine teslim edilmesine başkaldırışın başlangıcı, futbol takımımızdan daha çok tribünlerimizde oluştu. Bursasporumuz'un kuruluşu ile birlikte yeşil beyazlı armayı hiçbir yerde yanlız bırakmamayı bir görev bilen tribünlerimiz, olaylı Zonguldak deplasmanı sonrası, ilk olarak “TEKSAS KONVOY” ardından da “TEKSAS” unvanını almış, daha sonra 1967 yılında 1. Lig’e çıkmamızla beraber, İstanbul dükalığının karşısına her zamanki haşmetiyle dikilmiş ve sürdürdüğü mücadele ile taraflı tarafsız herkesin beğenisini ve takdirini toplamayı başarmıştır. Malum takımların taraftarlarının en azından Bursa’da istediği gibi at oynatamayacağını tüm Türkiye'ye gösteren ve daha önce hiçkimsenin gitmediği deplasmanlara giden, konvoy ve atkı şov kavramını ülke tribünlerine kazandıran da yine Teksaslı yeşil beyaz âşıkları olmuştur.
Bursaspor ile Bursa şehrinin bir bütün olduğu bilinci daha 80’li yılların sonlarında tribünün tamamına yerleşmiş ve zihinlerde yer edinen bu kentlilik bilinci, Bursaspor’u Bursa’nın en büyük değeri ve TEKSAS’ı da yıllar içerisinde bir nevi Bursa’nın en büyük sivil toplum örgütü haline getirmiştir. Karşısına çıkan tüm zorluklara, Bursaspor’un yıllarca içerisinde bulunduğu tüm olumsuzluklara ve çekilen onca cefaya karşın içinde Bursaspor sevdasını barındıran herkes Teksaslı’dır.
• TEKSASLI, VATANSEVERDİR.
• TEKSASLI, MALUM TAKIMLARIN TARAFTARLARI GİBİ KUPALARA VE BAŞARILARA DEĞİL, BURSASPOR’UN KENDİSİNE ÂŞIKTIR.
• TEKSASLI, ANADOLU’NUN BAZI ŞEHİRLERİNDE OLDUĞU GİBİ “ BİRİNCİ TAKIMIM, İKİNCİ TAKIMIM” ANLAYIŞINA KARŞIDIR.
• TEKSASLI, TÜRK FUTBOLSEVERLERİNDE YAYGIN OLAN VE BAŞARI SEVDASI TEMELİ İLE AÇIKLANABİLECEK OLAN KENDİ ŞEHRİNİN TAKIMI YERİNE İSTANBUL TAKIMLARINI TUTMA DURUMUNUN KARŞISINDADIR VE BU KAPSAM İÇERİSİNDE YER ALAN KİŞİ, GRUP VE OLUŞUMLARI HİÇBİR ŞEKİLDE MUHATAP ALMAZ.
• TEKSASLI, “BURSA“ ADININ OLDUĞU HER YER VE PLATFORMDA, ŞEHRİNİN HER TÜRLÜ DEĞERİNİN YANINDA YER ALIR. BURSASPOR’U SEVMEK, BURSA’YI SEVMEKTİR.
• TEKSASLI, TRİBÜN KÜLTÜRÜNÜN TÜM ÖZELLİKLERİNE SAHİPTİR.
• TEKSASLI, TAKIMINDAN ÖZVERİ VE BAŞARI DIŞINDA HİÇBİR ŞEY(ÇIKAR, MENFAAT) BEKLEMEZ.
• TEKSASLI, BURSA VE BURSASPOR’A KARŞI YAPILAN HER YANLIŞTA TEPKİSİNİ GEREKLİ GÖRDÜĞÜ ŞEKİLDE VERİR.
• TEKSASLI, ENDÜSTRİYEL FUTBOLUN KARŞISINDA YER ALMAKTA VE FUTBOLUN YENİ BİR BACASIZ SANAYİİ HALİNE GETİRİLMESİNE KARŞI ÇIKMAKTADIR.
• TEKSASLI, “TEKSAS” İSMİNİN TRİBÜN CAMİASINDAKİ ADINI KOLAY EDİNMEDİĞİNİN FARKINDA OLMAK ZORUNDA VE GEREK BURSASPOR, GEREKSE “TEKSAS” İSMİNE VE KİMLİĞİNE ZARAR VERİCİ HER TÜRLÜ FİİLDEN KAÇINMAKLA YÜKÜMLÜDÜR.
• TEKSASLI, ESKİ TEKSASLILAR’I UNUTMAZ VE ONLARDAN DEVRALDIĞI BAYRAĞI ZİRVEDE TUTMAK İÇİN HİÇBİR FEDAKÂRLIKTAN KAÇINMAZ.
• TEKSASLI, GEREKLİ GÖRDÜĞÜ HALLERDE, KENDİSİNE İHTİYAÇ DUYULAN SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİNDE YER ALIR.
     

22 Ağustos 2017 Salı

Şimdi Saraybosna'da olmak vardı...

   Başlamadan önce söylenmesi gereken ilk şey sanırım Saraybosna'nın, dolayısı ile Bosna'nın Türkiye ve Türk insanı için manevi değeri. Öyle ki yüzyıllar boyu adeta Osmanlı'nın Avrupa'daki kalesi olan Bosna görevini layığı ile yapmış ve sanırım bunun ödülünü de fazlası ile almış bir ülke. Sadece Bosna mı Türkler için önemli? Hayır, sevgi kesinlikle karşılıklı. Türkler'in Boşnaklar için de önemi büyük. Bunu, oralara ziyaret eden ve döndüğünde oradaki izlenimlerini paylaşan insanların paylaşımlarından da çok net görebilirsiniz.Tam da şu anda bu yazıyı okumaya ara verip Youtube ya da arama motoruna ' Bosna Gezimiz '' ya da  '' Gezi Vlogları içerisinde ''Bosna'' diye aratın.Çıkan paylaşımlardan 1-2 tanesine göz atın, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Daha önce oraya gidip de bu yazıyı okuyanınız var ise Onlar zaten gözünde canlandırmışlardır bile. Nerelere gittikleri, nasıl eğlendikleri, buram buram tarih kokan mekanlarda gezerken nasıl da tarihte yolculuk yaptıkları tek tek gelecek akıllarına ve yeniden bir Bosna turu yapsam diye de iç geçirecekler. Ve giden bir tanıdığınız var ise söyleyeceği ilk şey ''Türk olduğumuzu söyleyince herkes sarıldı'' olacaktır. Sarılmak belki abartı gelebilir size ama gerçekten öyle. Hani fiziksel anlamda olmasa da bazen, öyle sıcak bir tepki alıyorsunuz ki, yıllardır görmediğiniz akrabanızı görmüş gibi içinizi buruk bir sevinç kaplıyor ve tam da o anda ''Neden daha önce gelmedim'' diye hayıflanıyorsunuz kendi kendinize. Siz sadece orada bulunduğunuz süre boyunca; çarşıda,pazarda,sokakta,otobüste kısacası her yerde Türk olduğunuzu söyleyin,gerisi gelecektir.
     Dedik ya sevgi karşılıklı diye; bugün Boşnaklar da Türkiye'de iken Boşnak olduğunu söylediklerinde Türkler tarafından ayrı bir hürmet ve sevgi ile karşılaşırlar.Bu da iki ülke arasındaki kardeşliği pekiştirmektedir.
     Bosna ile ilgili bu ilk yazımdı... Daha sonra kapsamlı bir yazı yazmayı ve o yazımda Saraybosna'da kaldığım süre boyunca öğrendiğim bilgi ve izlenimlerimi aktarmayı düşünüyorum.
     O zamana kadar merak ettiğiniz ve sormak istediğiniz herhangi birşey olursa mail atabilir ya da yorumlar bölümüne yazabilirsiniz.

Kalın sağlıcakla.
 

HER GİRİŞİMCİ'NİN MUTLAKA İZLEMESİ GEREKEN 10 FİLM

The Founder / Kurucu          Film; 52 yaşına kadar sıradan bir hayat sürmüş, yaptığı bir çok işte pek de başarılı olamamış fakat ...